Kayıtlar

GEÇİŞ 1.BÖLÜM

Resim
GEÇİŞ  Pelin ve Caner geçirdikleri zorlu bir eğitim öğretim yılından sonra kafalarını dinlemek ve eğlenmek için amcalarının yanına gelmeye karar verdiler. Yolculukları çok güzel geçti. Amcalarının büyük çiftliğini görecekleri için heyecanlıydılar. Uzun bir yolculuğun ardından büyük çiftliğe ulaştılar. Hava tam bir yaz havasıydı. Çiftliğin büyük ön kapısının önüne geldiklerinde onları amcaları karşıladı. Çocuklar yorulmuştu. Amcaları hemen odalarını gösterdi. Çocukların heyecanını gözlerinden okuyabiliyordu. Çocuklar devasa bahçeyi keşfetmek için izin aldı. Amcaları gülerek “Kaybolmamak şartıyla..” dedi.  Profesörün hazırladığı kahvaltının kokusu Pelin ve Caner’in odasını sardı.Bu güzel kokuya uyanan çocuklar ellerini yüzlerini yıkayarak mutfaktaki yuvarlak masanın etrafına oturdular. Profesör bu sabah kelimenin tam anlamıyla döktürmüştü. Pelin ve Caner amcalarından yine bahçeye çıkmak için izin istediler. Amcaları da izin verdi. Köpeği Karabaş’ı da gezdirmelerini rica etti. Amcaları ço

FİLİZLERİNİ KIRANLAR

Resim
Hayallerimi anlattığım çoğu insan gülüyor. "Hadi ordan be!" deyip geçiyor. Meyve veren ağacı taşlamıyorlar. Büyüyüp meyve vermek isteyen fidanın filizlerini kırıp, üzerine basıp, acımasızca çiğneyerek kurutuyorlar. Önemli olan bu durumdayken doğru seçimi yapmak. Ya onların 'bilgeliklerinin' ve egolarının altında ezileceksin ya da kalan son kökünün toprağa tutunup filizlenmesine izin vereceksin. Sen filizlendikçe onlar çiğneyecek, sen büyüdükçe onlar ezecek. Hep tepende duracak, hayallerini gerçekleştirmene izin vermeyecekler. Belki de onlarla amansız bir savaşa gireceksin. Ama asla pes etmeyeceksin. Ve her şeyin sonunda güzel günlere kavuşacaksın. Senin filizlerini kıranlar artık bir dost gibi davranmaya başlayacak. Ama sen asla geçmişi unutmayacaksın. Unutmayacaksın ki geçmişin sana kılavuz  olabilsin. ...PES ETME...

PROFESÖRÜN ODASI

Resim
 Bir profesörün odasına girdim. Dikdörtgen bir odaydı. Tavanı normal evlere kıyasla epey yüksekti. Camlar her taraftan ışığı kullanabilmek için konumlandırılmıştı. Etraf ne dağınık ne de topluydu. Ama aradığını şıp diye buluyor gibi görünüyordu. Siyaha çalan mor boyalı duvarları vardı odanın. Ve adını bilmediğim bir sürü alet vardı etrafa saçılmış halde duran. Odanın en uzak köşesinde büyük bir kitaplık vardı. Nedense her türden kitap vardı. Farklı türler okumayı sevdiği belliydi. Kitaplığın yanına tek kişilik bir koltuk kondurmuştu. Bir tane abajur da başucundaki sehpadaydı. Okumaya devam ettiği kitabın kaldığı sayfasında yıldızlı bir ayraç bulunuyordu. Yıldızları seyretmeyi sevdiğinden olmalıydı.  Bir diğer köşede büyük ve hayli geniş bir masa bulunuyordu. Üzerinde yaptığı projelerin taslakları vardı.şöyle bir baktığımda hepsi karmaşık çizimlerden oluşuyordu. Bunlar için uğraştığı belliydi. Cetveller, kalemler, silgiler ve buruşturulmuş kağıtlar masanın üzeri